KURTULUŞ SAVAŞI DÖNEMİ KISACA

SosyalBilgiler.Net

Administrator
Yönetici
KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ

Kuva-i Milliye: İşgallere karşı ilk anda düzenli ordular kurma imkânı olmadığından, çeşitli bölgelerde; düşmana direnmek, düşmanı oyalamak amacıyla kurulan bölgesel nitelikli silahlı halk kuvvetlerine Kuva-i Milliye (Milli Kuvvetler) denir. Bu direniş gittikçe güçlenerek “Kuva-i Milliye Ruhu”nu oluşturdu.

İlk direnişi Hatay’da Fransız ve Ermenilere karşı başlatan milli kuvvetlerin, düzenli olarak ilk mücadelesi, İzmir’in işgalinden sonra Batı Anadolu ve Trakya’da Yunanlılarla oldu.

Oluşma Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılması

Mondros Ateşkesi’ne göre ordularının terhis edilmesi

Anadolu’nun yer yer işgal edilmesi

Osmanlı Hükümetinin işgallere karşı duyarsız kalması ve halkın güvenliğini sağlayamaması

Düzenli ordu kuruluncaya kadar zaman kazanılmak istenmesi

Olumlu Çalışmaları (Yararları)

Düşman ordusunun ilerleyişini yavaşlattılar

Düzenli ordunun kurulmasına kadar askeri boşluğu doldurdular

TBMM’ye karşı çıkan ayaklanmaların bastırılmasında önemli katkıları oldu

En önemli yararı; ulusal bilincin uyandırılmasını sağlamak olmuştur

Olumsuz Çalışmaları

İhtiyaçlarını karşılamak amacıyla halka karşı zor kullanmışlardır

Askeri disiplinden yoksundurlar

Dağınık birlikler halinde örgütlenmişlerdir

Merkezi otoriteye (TBMM’ye) karşı çıkarak daha sonra ayaklanmışlardır (Örn. Çerkez Ethem)



Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışından Önceki Durum

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılmıştır. Osmanlı ordusu dağılmıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı (M. Kemal, I. Dünya Savaşı bittiğinde Yıldırım Orduları Grup Komutanı idi. Mondros Ateşkesi imzalandıktan sonra İstanbul’a geldi).

Ülkeyi savaşa sokanlar (İttihat ve Terakki Cemiyeti) yurttan kaçmış.

Osmanlı Hükümeti (Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit) sorunlara kayıtsız kalmış.

İtilaf Devletleri ülkenin önemli bölgelerini işgal etmiş.

Türkler yerel direniş örgütleri kurmuşlar.

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)

Gönderilme Nedenleri


Samsun ve yöresindeki Pontus Rumları ile Türkler arasında çıkan ayaklanmaları önlemek için 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirildi.

M. Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak istiyordu. Nedeni: Hükümet işlerine karışması; Çanakkale kahramanı olarak halk arasında sevilmesi; ittihatçı olması.

Gitme Nedenleri

Milli mücadeleyi başlatmak ve milli egemenliğe dayalı bir devlet kurmak istemesi

Samsun ve yöresindeki Türk direnişini daha örgütlü duruma getirmek istemesi

İstanbul’da kalarak vatanın kurtuluşuna katılmasının olanaksız olması

İstanbul Hükümetinin vatanın kurtuluşu için hiçbir eyleme girişmemesi

NOT: M. Kemal, İngilizlerin isteklerini yerine getirmek ve Mütareke şartlarını uygulamak amacıyla Doğu Anadolu’da sivil ve askeri kurumlara emir verme yetkisiyle Samsun’a gitti.

NOT: 19 Mayıs 1919 tarihi Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

Samsun’da Yayınladığı Genelgeye Göre

Samsun bölgesi Rumları, siyasi emellerinden vazgeçerse güvenlik kendiliğinden düzelir.

Türklüğün, yabancı manda ve denetimine tahammülü yoktur.

Yunanlıların, İzmir’de hakları yoktur. İşgal geçicidir.

Ulus, ulusal egemenlik temelini ve Türk Ulusçuluğunu kabul etmiştir. Bunu gerçekleştirmeye çalışacaktır.

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)

Samsun, İngilizlerin kontrolü altındaydı. Rum çeteler etkinlik halindeydi. M. Kemal, Samsun’da rahat çalışamayacağını anlamıştı. Bu nedenle M. Kemal, Anadolu’nun daha içlerine doğru açılmayı uygun bulup, Havza’ya geçti. Havza’da İzmir’in işgalini Anadolu’ya duyurmak ve milli bilincin uyanmasını sağlamak amacıyla bir genelge yayımladı.

Genelgede;

İşgallere karşı protesto mitingleri yapılacak.

İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümetine işgalleri kınayan telgraflar çekilecek.

Mitingler sırasında azınlıklara kötü davranılmayacak.

Milli cemiyetlerin etkinliği sağlanacaktı.

Önemi;

Milli direniş bilinci ilk defa uyandırıldı. Ulusal bilinç ilk kez ulusal direnişe döndü.

İç ve dış düşmana karşı birlikte hareket etme yönünde halk uyandırıldı.

M. Kemal İstanbul’a geri çağrıldı. Ancak emri dinlemeyerek Amasya’ya hareket etti.

NOT: Havza Genelgesi’yle Kurtuluş Savaşı şahsi olmaktan çıkıp, ulusal bir kimlik kazanmıştır.

Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)

Genelge Koşulları:


Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir (AMAÇ).

İstanbul’daki hükümet üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirememektedir (GEREKÇE).

Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır (YÖNTEM).

Her türlü etki ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı gereklidir (Temsil Heyeti).

Anadolu’nun her yönden en güvenilir yeri olan Sivas’ta milli bir kongre toplanacaktır.

Bu kongreye katılmak üzere her bölgeden halkın güvenini kazanmış üç delegenin hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

Katılacak delegeler; Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak Cemiyetleri ve Belediyeler tarafından seçilecektir.

Herhangi bir kötü duruma karşı bu durum milli bir sır halinde tutulmalı, delegeler gerekirse kimliklerini gizleyerek seyahat etmelidirler.

Askeri birlikler ve milli güçler hiçbir şekilde dağıtılmayacaktır (Mondros’a ilk açık tepki).

Önemi:

Kurtuluş Savaşı’mızın amacı, gerekçesi ve yöntemi açıklanmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın resmen ilanıdır. Anadolu ayaklanmasının eylemli olarak başladığını duyurmuştur.

Milli egemenlik ve bağımsızlık yolundaki ilk adımdır, yani ilk belgedir.

İstanbul Hükümetinin Anadolu’ya egemen değil, bağlı olmak zorunda olduğu fikri benimsendi ve İstanbul Hükümeti yok sayıldı.

Milli irade esasına dayalı hükümet fikrinin ilk dayanağıdır.

İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümetine bir uyarı niteliği taşımaktadır.

İç ve dış düşmanlara karşı (emperyalist devletler) bir ayaklanma çağrısıdır.

Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.

NOT: Amasya Genelgesi’nden sonra 7–8 Temmuz gecesi M. Kemal görevden alındı. M. Kemal de askerlik görevinden istifa etti.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz–7 Ağustos 1919)

Toplanma Nedenleri


Bölgenin sorunlarını görüşmek

Ermeni devletinin kuruluşunu engellemek

Bölgedeki güçleri birleştirmek

Mücadelenin yöntem ve hedeflerini belirlemek

Kongre Kararları

Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez (Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan Mondros Ateşkesinin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırımız temel kabul edilecektir).

İşgal ve müdahalelere karşı birlikte hareket edilecektir.

Vatanın bağımsızlığını İstanbul Hükümeti sağlayamazsa geçici bir hükümet kurulacak ve bu hükümeti milli kongre seçecektir.

Ulusal iradeyi hâkim, ulusal gücü (Kuva-i Milliye’yi) etkin kılmak esastır.

Manda ve himaye kabul edilemez.

Azınlıklara milli bütünlüğümüzü ve siyasi egemenliğimizi bozan ayrıcalıklar verilemez.

Mebuslar Meclisi’nin toplanmasına çalışılacaktır.

NOT: Kongre sonunda Temsil Heyeti seçildi, başkanlığına da M. Kemal getirildi.

Önemi

Toplanış amacı yöresel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından ulusal bir kongredir.

Kurtuluş Savaşı yıllarında toplanan ilk halk meclisidir.

Doğu Anadolu’yu temsil eden “Temsil Kurulu” oluşturuldu.

Egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusa ait olduğu düşüncesi belirtildi.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın temel programı oldu.

İlk kez manda ve himaye fikri reddedildi.

Azınlıklara ayrıcalık verilemeyeceği ifade edilerek kapitülasyonlara karşı çıkıldı.

Sivas Kongresi kararlarına öncülük etti.

Ulusal iradenin egemen kılınması anlayışı, yeni bir devletin kurulması anlayışını doğurdu.

Kongre başkanlığına M. Kemal’in seçilmesi ile M. Kemal Kurtuluş Savaşı’nda lider konuma getirilmiştir.

NOT: Erzurum Kongresi kararları Sivas Kongresi’ni etkilemiş ve Misak-ı Milli’ye öncülük etmiştir.

Balıkesir (26–30 Temmuz 1919) ve Alaşehir (16–25 Ağustos 1919) Kongreleri

Bölgesel niteliklidir, bölgesel kurtuluşu amaçlamışlar.

Amasya Genelgesi kararları benimsendi.

Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı silahlı direnişin başlatılmasına ve Batı Cephesi’nin kurulmasına dair kararlar alındı.

Sivas Kongresi (4–11 Eylül 1919)

Toplanma Amacı:
Amasya Genelgesi ve Erzurum Kongresi’nde alınan kararları gerçekleştirmek amacıyla toplanmıştır.

Kongrenin başlangıcında iki sorun yaşandı. Bunlar:

Başkanlık Sorunu: M. Kemal ile Rauf Bey arasında yaşandı. Sonuçta M. Kemal seçildi.

Manda Sorunu: Amerikan mandacılığı uzun süren tartışmalardan sonra pratik olarak reddedildi.

Kongre Kararları

Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar kabul edildi.

Manda meselesi tartışıldı ve kesinlikle reddedildi.

Bütün milli cemiyetler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi.

Temsil Heyeti genişletildi, yetkileri artırıldı ve başkanlığına M. Kemal seçildi.

Her türlü müdahale ve işgal karşısında ülkenin topluca savunulması kabul edildi.

İrade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarılmasına karar verildi (Ankara’da da bu gazetenin yerini “Hâkimiyet-i Milliye” gazetesi almıştır).

Batı cephesi komutanlığına Ali Fuat Paşa atandı.

NOT: Sivas Temsil Heyeti, Batı cephesi komutanlığına Ali Fuat Paşa’yı atayarak yürütme gücünü kullanmış, hükümet gibi hareket etmiş.

Önemi

Ulusal güçler (milli cemiyetler) birleştirildi, ülke tek elden yönetildi.

Her yönüyle milli bir kongredir.

Bağımsızlık yolunda atılan en önemli adımdır.

Misak-ı Milli’nin temelleri kabul edildi.

Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi gibi ihtilalci bir karakter taşır.

“Cumhuriyet” idaresinin temelleri ortaya konuldu.

NOT: İtilaf Devletleri Erzurum ve Sivas Kongrelerine karşı önlem almamış, çünkü her iki kongreyi de ciddiye almamıştır.

NOT: M. Kemal kongreden sonra İstanbul Hükümeti ile her türlü ilişkiyi kesti. Bundan sonra Damat Ferit Paşa istifa etti ve yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti getirildi.

NOT: Damat Ferit Hükümeti’nin düşürülmesi, Anadolu hareketinin İstanbul Hükümeti’ne karşı kazandığı ilk zaferdir.

Amasya Görüşmesi (20–22 Ekim 1919)

Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin temsilcisi Bahriye Nazırı Salih Paşa ile M. Kemal arasında bir protokol yapıldı.

Alınan Kararlar

İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını kabul edecekti.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği ile Temsil Heyeti yasal bir kurul olarak tanınacaktı.

Türk illeri düşmana hiçbir şekilde terk edilmeyecekti.

Manda ve himaye kabul edilmeyecekti, vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı korunacaktı.

Azınlıklara egemenliğimizi zedeleyici haklar verilmeyecekti.

Mebuslar Meclisi İstanbul dışında güvenli bir yerde toplanacaktı.

Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz yapılacaktı.

Temsil Heyeti’nin görüşleri alınmadan barış görüşmeleri yapılmayacaktı.

Hükümetle Temsil Heyeti arasındaki anlaşmazlıklar son bulacaktı.

Önemi

İstanbul Hükümeti, Milli Mücadele’yi, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gücünü ve varlığını hukuken tanıdı.

İtilaf Devletleri, İstanbul Hükümeti’ne her istediklerini yaptıramayacaklarını anlamış oldular.

İstanbul Hükümeti ile Anadolu hareketi ilk kez birlikte hareket etmişlerdir.

NOT: Amasya Görüşmeleri sonunda Mebuslar Meclisi’nin İstanbul’da açılması kararlaştırıldı.

Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelişi (27 Aralık 1919)

Nedenleri


Anadolu’da yapılacak savaşın ağırlığını Batı cephesi oluşturuyordu.

Meclis’in İstanbul’da toplanması nedeniyle Sivas çok uzak kalıyordu.

Sivas, haberleşme ve ulaşım yönünden uygun değildi.

Ankara’nın İstanbul ve cephelerle demiryolu bağlantısı vardır.

Mustafa Kemal, Ankara’ya gelen milletvekilleriyle görüşerek İstanbul’da toplanacak olan Mebuslar Meclisi’nde bazı kararlar almalarını istedi. Bu kararlar:

İstanbul’da toplanacak mecliste ulusal iradenin yansıdığını kanıtlamak amacıyla kendisinin sembolik olarak meclis başkanı olarak seçilmesini

Mecliste Müdafaa-i Hukuk Grubu oluşturmalarını

Misak-ı Milli olarak adlandırılan programı kabul etmelerini istemiştir.

Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin Açılması (12 Ocak 1920)

Mebuslar Meclisi’nin açılması ile seçimler yapıldı.

M. Kemal Erzurum milletvekili seçildi.

M. Kemal’in kurulmasını istediği Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine Felah-ı Vatan Grubu kuruldu.

Misak-ı Milli (Ulusal Ant) 28 Ocak 1920’de kabul edildi ve 17 Şubat 1920’de ilan edildi.

Misak-ı Milli (28 Ocak 1920)

Alınan Kararlar


Türk vatanı bölünmez bir bütündür.

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada düşman ordularının elinde bulunan ve halkın çoğunluğu Arap olan yerlerin geleceğinin tayini için halk oylamasına başvurulmalıdır.

Doğu Anadolu’da üç sancakta (Kars, Ardahan, Batum) yaşayan halkın geleceği halkın oylarıyla belirlenecektir.

Batı Trakya’nın durumunu belirlemek için bölgede halk oylaması yapılmalıdır.

Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkın da aynı haklardan yararlanması koşuluyla tarafımızdan kabul edilecektir.

İstanbul ve Marmara Denizi her türlü tehlikeden uzak tutulursa Boğazlar’ın dünya ticaretine açılması mümkündür.

Kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) hiçbir şekilde kabul edilemez.

Sınırlar, Boğazlar ve İstanbul’la ilgili hükümler kabul edildiğinde Osmanlı borçları ödenecektir.

Önemi

Türk yurdunun sınırları çizildi.

M. Kemal’in düşünceleri Mebuslar Meclisi’nde kabul edildi ve büyük bir siyasi zafer kazanıldı (Anadolu hareketinin ilk büyük siyasal zaferidir).

Temsil Heyeti’nin düşünceleri Osmanlı Parlamentosu’nda kabul edildi.

Mebuslar Meclisi’nin toplanmasıyla Anadolu’da milli hareket güçlendi.

İtilaf Devletleri’ne, Türk milletinin kaderiyle istedikleri gibi oynayamayacakları gösterildi.

Misak-ı Milli, Milli mücadelenin programı niteliğindedir.

Erzurum ve Sivas Kongresi kararları Mebusan Meclisi tarafından da kabul edilmiş oldu.

NOT: Misak-ı Milli’nin ulusal kaynakları Erzurum ve Sivas Kongreleri, evrensel gerekçeleri Fransız İhtilali ve Wilson İlkeleri’dir.

NOT: İtilaf Devletleri kararın geri alınması için milletvekillerine baskı yapmıştır. Ali Rıza Paşa görevinden alınarak yerine Salih Paşa getirilmiştir. Meclis kararında ısrar edince İstanbul resmen işgal edilmiştir.

İstanbul’un İşgali (16 Mart 1920)

Osmanlı Mebuslar Meclisi Misak-ı Milli’yi kabul edince İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal etti. İtilaf Devletleri, İstanbul’un işgalinden Kuva-i Milliye’yi sorumlu tutarak bir bildiri yayınladı:

İşgal geçicidir.

İtilaf Devletlerinin amacı saltanat makamının nüfuzunu (gücünü) kırmak değil, aksine Osmanlı idaresinde kalacak memleketlerde Osmanlı nüfuzunu kuvvetlendirmektir.

Anadolu’da isyan çıktığı ve katliam yapıldığı takdirde misilleme İstanbul Türklerinden yapılacaktır.

Herkesin saltanat makamı olan İstanbul’dan verilecek emirlere uyması gereklidir.

İstanbul’un fethinden sonra Salih Paşa Hükümeti istifa etmiş, yerine Damat Ferit Hükümeti kurulmuştur.

11 Nisan 1920’de padişahın emriyle Osmanlı Mebuslar Meclisi dağıtıldı. İstanbul’dan kaçan milletvekilleri Ankara’ya geldi.

NOT: İstanbul’un işgali, Ankara’da yeni bir meclisin açılmasının hukuki koşullarını oluşturmuştur.

NOT: İstanbul’un işgali M. Kemal’i haklı çıkarmıştır. İstanbul Hükümeti tutsak duruma düşmüştür. Bu da M. Kemal’in ileri görüşlülüğünü gösterir. İstanbul’un işgaliyle Kurtuluş Savaşı’nın padişahı da kurtarmak için yapıldığı söylenebilmiştir.

Kurtuluş Savaşı Savaş Dönemi

I. TBMM’NİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)

İşgal edilen bölgelerde yapılan seçimler sonunda seçilen milletvekilleri ile İstanbul’dan gelen milletvekillerinin katılımıyla 23 Nisan 1920’de ilk TBMM açıldı (I. TBMM’de M. Kemal’e karşı olanlar, İstanbul meclisinden gelenlerdir). Yapılan seçimler sonunda M. Kemal başkan seçildi ve böylece yeni hükümet kuruldu.

TBMM’nin Aldığı İlk Kararlar

Hükümet kurmak gereklidir.

Geçici olmak kaydıyla bir hükümet başkanı veya padişah vekili atamak doğru değildir.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

TBMM’nin üstünde hiçbir güç yoktur.

TBMM yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı.

Meclis’ten seçilecek bir heyet hükümet işlerine bakar, Meclis’in başkanı bu heyetin de başkanıdır.

Padişah ve halife, baskı ve zordan kurtulduğu zaman meclisin düzenleyeceği yasaya uygun olarak durumunu alır.

I. TBMM’nin Özellikleri

Yeni bir Türk devleti kuruldu, Temsil Heyeti’nin görevi sona erdi (Kurucu Meclis özelliği taşır, ancak savaş döneminde olduğu için açıkça ifade edilmemiştir. “olağanüstü yetkilere sahip meclis” ifadesi kullanıldı).

Meclis Hükümeti esas alındı (Hükümet başkanı aynı zamanda meclis başkanıdır).

Kuvvetler birliği ilkesi benimsendi (yasama, yürütme, yargı gücü meclisindi).

“Milli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” kararıyla saltanat sistemi geçersiz hale geldi. Bu cumhuriyet idaresine geçişin en kesin belirtisidir.

TBMM’nin üstünde bir güç yoktur ifadesiyle İstanbul Hükümeti yok sayıldı.

Ulusal bağımsızlığı gerçekleştirmiştir. Ulusal egemenlik ilkesini de benimsemiş, ancak dönemin koşulları gereği açıklamamıştır.

Demokratik ve ihtilalci niteliği bulunmaktadır.

Ulusal birliğin bozulmaması için saltanat ve hilafet makamlarına dokunulmamıştır.

Anayasal bir temel üzerine kurulmamıştır (1921 Anayasasının ilanı ile hukuki geçerlilik kazanacaktır).

I. TBMM’nin Yaptığı Çalışmalar

Kurtuluş Savaşı’nı yaparak yurdu düşmandan kurtardı.

Çıkan iç isyanları bastırdı.

Uluslar arası antlaşmalar yaptı.

Sevr Antlaşması ile Mondros Ateşkes Antlaşması yerine Lozan Barış Antlaşmasını yaptı.

İstiklal Marşı’nı kabul etti.

Saltanatı kaldırdı.

İlk anayasayı hazırladı (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu).

NOT: I. TBMM Hükümeti görevini 11 Ağustos 1923’te II. TBMM’ye devretmiştir.



Yeni Türk Devleti’nin İlk Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu/20 Ocak 1921)

Kabul Edilme Nedenleri: TBMM, üzerinde hiçbir gücü tanımamakla padişah ve halifeliği reddetmiştir. Bu yeni bir devletin kurulduğunun ifadesiydi. Bu nedenle yeni devlete yeni bir anayasa gerekiyordu.

1921 Anayasası’nın Esasları

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Yasama, yürütme ve yargı güçleri Meclis’e aittir (Güçler Birliği).

Din ve şeriat işlerini yürütmek TBMM’nin görevidir (ilk anayasa laik değildir).

Padişah ve halifenin geleceği meclisin vereceği karara göre olacaktı. Amaç, padişah ve hilafet yanlıları arasında ikilik çıkarmamaktı.





Özellikleri


Osmanlı İmparatorluğunun yerine yeni bir devletin kuruluşunu hukuki ve siyasi yönden belgelemiştir.

Ulusal egemenliği esas kılan ve egemenliğin Osmanlı Devleti’nde Türk ulusuna geçtiğini belgelemiştir.

TBMM’nin kuruluşunu yasal hale getirmiştir.

Demokratik ve ihtilalci karaktere sahiptir.

Olağanüstü koşullarda hazırlandığı için kısa ve özet halinde hazırlanmıştır.

İlk defa meclis hükümeti sistemi benimsenmiştir.

Devletin resmi dini belirtilmemiştir.

Amasya Genelgesi’nden itibaren gelişen ruha resmi bir kimlik kazandırmış ve önderlik etmiştir.

NOT: 1921 Anayasası 1924 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.

NOT: 1921 Anayasası’nda yapılan en önemli değişiklikler, cumhuriyetin ilanıyla olmuştur. Cumhuriyetin ilanı ile “Meclis Hükümeti Sistemi” terk edilerek bugünkü “Kabine Sistemi”ne geçilmiştir.

TBMM’ye Karşı Tepkiler

Damat Ferit Paşa, şeyhülislamın emriyle Kuva-i Milliyecileri vatan haini ilan etti.

M. Kemal ve arkadaşları idama mahkûm edildi.

Azınlık cemiyetleri iki hükümet arasındaki gerginliği kullanarak çıkarları için isyan etmeye başladılar.

Osmanlı Hükümeti bu ayaklanmaları destekleyerek, asilere bile rütbe dağıttı.

TBMM’ye Karşı Çıkarılan Ayaklanmalar

Sebepleri


İngilizlerin Boğazlara sahip olmak için halkı isyana kışkırtması

Halkın savaşmak istememesi

İstanbul Hükümeti’nin, halkı M. Kemal ve arkadaşlarına karşı kışkırtması

Kuva-i Milliye’nin olumsuz hareketleri (halktan zorla para almaları, malzeme toplamaları vs.)

Bazı Kuva-i Milliye şeflerinin düzenli orduya katılmamak için ayaklanmaları

Bağımsız devlet kurmak isteyen azınlıkların faaliyetleri

TBMM’ye Karşı Çıkan Ayaklanmalar

İstanbul Hükümeti’nin Çıkardığı İsyanlar


Bu isyanlar İstanbul Hükümeti’nin, hilafet ve saltanatı korumak, Boğazlar ve çevresinin güvenliğini sağlamak amacıyla çıkardığı isyanlardır.

Aznavur İsyanı: Balıkesir, Gönen ve Susurluk civarında, dini alet eden Ahmet Aznavur isminde biri tarafından çıkarıldı. Kuva-i Milliye birlikleri tarafından bastırıldı (16 Nisan 1920)

Kuva-i İnzibatiye Ayaklanması: Hilafet Ordusu diye de adlandırılan bu ordu Sakarya’nın doğusundan ve Geyve Boğazı’ndan milli kuvvetlere saldırdılar. İsyan Ali Fuat Paşa komutasındaki birlikler tarafından bastırıldı.

İstanbul Hükümeti İle İşgal Devletlerinin Birlikte Çıkardığı İsyanlar

Bolu-Düzce-Hendek ve Adapazarı Ayaklanmaları: Halkın dini duygularını kullanarak çıkarılan bir isyandır. İsyan, Ali Fuat Paşa ve Refet Bey tarafından bastırıldı.

Konya Ayaklanması: Delibaş Mehmet adında biri Çumra’da halkı isyana kışkırtmıştır. Konya’yı işgal etmiştir. İsyan ulusal güçler tarafından bastırıldı.

Yozgat Ayaklanması: Yozgat ve Zile dolaylarında, Çapanoğulları ve Aynacıoğulları aşiretleri tarafından başlatıldı. Boğazlayan, Şarkışla, Yıldızeli, Tokat, Zile ve Çorum bölgelerinde yayılmıştır. Ayaklanma Çerkez Ethem tarafından bastırıldı.

Afyon Ayaklanması: İsyan Yunanlıların kışkırtması sonucu Çopur Musa tarafından çıkarıldı. İsyanı Refet Bey bastırdı.

Ali Batı Ayaklanması: Haziran 1919’da Cizre ve Nusaybin’de başladı. Kuva-i Milliye birlikleri tarafından bastırıldı.

Koçkiri Ayaklanması: Sivas ve çevresinde Ekim 1920’de çıkarıldı. Kuva-i Milliye birlikleri tarafından bastırıldı.



Kuva-i Milliye Yanlısı İken Sonradan Ayaklananlar


Milli Aşireti Ayaklanması: Anze Aşireti önceleri, Urfa’da Fransız işgaline karşı başarılı mücadelelerde bulundu. TBMM kurulunca, bu aşiret Fransızların da kışkırtmasıyla TBMM’ye başkaldırdı. Milli kuvvetlere yenilerek Suriye’ye çekildi.

Demirci Mehmet Efe Ayaklanması: Demirci Mehmet Efe düzenli ordunun kurulmasına ve otoriteye karşı çıktı. Refet Bey bu ayaklanmayı Aralık 1920’de bastırdı.

Çerkez Ethem Ayaklanması: Kurulduğunda Kuva-i Milliye’ye büyük katkıları olan Çerkez Ethem, düzenli ordunun kurulmasına karşı çıktığı için isyan etti.







Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar

Ermeni Ayaklanması: Bu ayaklanma, Doğu Anadolu ve Adana civarındaki Ermenileri içine alarak yayıldı. Ayaklanmalar Gümrü Antlaşması’nın imzalanması ile sona erdi.

Rum Ayaklanması: Doğu Karadeniz Rumlarının Pontus Rum Devleti kurma amacıyla başlattıkları isyandır. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla son buldu.

TBMM’nin İsyanlar Karşısında Aldığı Tedbirler

Osmanlı Hükümeti’nin bütün işlemleri yok sayıldı.

M. Kemal, Ankara müftüsünden aldığı fetva ile Ankara’daki yönetimin dine aykırı olmadığını ilan etti.

TBMM Damat Ferit Paşa’yı vatan haini ilan etti.

Düzenli ordunun kurulması sağlanarak Kuva-i Milliye birlikleri kaldırıldı.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılarak isyanlar bastırılmak istendi.

İstiklal Mahkemeleri kurularak, verilen cezalarla caydırıcı olunmaya çalışıldı.

Hükümetin olumsuz propagandalarına karşı halkı doğru bilgilendirmek amacıyla Anadolu Ajansı kuruldu.

İsyanların Sonuçları

Milli Mücadelede zaman kaybına neden oldu.

Kesin zaferin kazanılması gecikti.

Düşman, işgal ettiği yerlerde ilerleme imkânı buldu.

Milli kuvvetler birbirlerine kırdırıldı.

Bu olaylar düzenli ordunun kurulmasına zemin hazırladı.

TBMM, isyanları bastırmakla gücünü ispatladı.

SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Antlaşma Paris kentinin Sevr kasabasında 10 Ağustos 1920’de imzalandı.

Sevr Antlaşması’nın Hükümleri

İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak, fakat antlaşma hükümlerine uymazsa İstanbul da işgal edilecekti.

Boğazlar, aralarında Türk temsilcisi bulunmayan uluslar arası bir komisyonun yönetimine bırakılarak bütün devletlerin gemilerine açık tutulacaktı. Bu komisyonun ayrı bir bayrağı ve bütçesi olacaktı. Boğazların her iki yakası askersiz hale getirilecekti.

NOT: Kurtuluş Savaşı’nda Boğazlarla ilgili ilk uluslar arası komisyon kararıdır.

Her alandaki kapitülasyonlar, en ağır biçimiyle yeniden uygulamaya konulacaktı.

Osmanlı Devleti ağır silahları olmayan, sınırlı sayıda bir ordu bulundurabilecekti.

Doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan adıyla iki yeni devlet kurulacaktı.

İzmir ve çevresi ile Doğu Trakya, Yunanlılara bırakılacaktı.

Güneybatı ve İç Batı Anadolu İtalya’ya, Suriye, Lübnan ve Güneydoğu Anadolu Fransa’ya bırakılacaktı.

Arabistan ve Irak (Musul) İngiltere’ye bırakılacaktı.

Osmanlı Devleti’nin gelir kaynaklarına el konularak İtilaf Devletleri’nin masrafları karşılanacaktı.

On iki Ada İtalya’ya, Akdeniz’deki diğer adalar Yunanlılara bırakılacaktı.

Azınlıklara Türklerden fazla haklar verilecek, Müslüman uluslardan azınlık oluşturulacaktı.

Sevr Antlaşması’nın Önemi ve Özellikleri

Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.

Osmanlı Parlamentosunun onayından geçmediği için Kanun-i Esasi’ye ve Osmanlı halkının iradesine ters düşmüştür.

TBMM ve Türk halkı tarafından tanınmadığı için yürürlüğe girmemiştir (Osmanlı tarihinde Ayestefanos Antlaşması’yla birlikte uygulamaya konulmayan ikinci antlaşmadır).

Osmanlı padişahı bu antlaşmayı onaylamakla ulusal iradeye (çoğunluğun görüşüne) ters düşmüştür.

Misak-ı Milli’de belirtilen topraklar İtilaf Devletleri arasında paylaşıldı.

NOT: Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son antlaşmadır.

TBMM, Bu Antlaşma Karşısında;

Antlaşmayı tanımadı.

Antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etti.

Misak-ı Milli sınırları düşmandan temizlenene kadar mücadeleye devam kararı aldı.

NOT: Sevr Antlaşması’ndan sonra Anadolu’daki milli mücadele daha da hızlanmıştır.

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI’NDA CEPHELER (SAVAŞ DÖNEMİ)

Düzenli Ordunun Kurulması

Nedenleri


Kuva-i Milliye birliklerinin Yunan işgalini tam olarak engelleyememesi

Kuva-i Milliye’nin askeri kanadının gerekli teknikten yoksun olması ve disiplinsiz davranışları

Halka karşı zor kullanarak halkın güvenini yitirmesi

Yunan işgaline karşı yetersiz kalması ve Batı Anadolu’nun önemli bir kısmının Yunanlıların eline geçmesi

I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin elinde kalan ordu, Mondros Ateşkes Antlaşması’yla terhis edildi. Mondros’tan sonra işgaller başlayınca işgallere karşı Kuva-i Milliye birlikleri kuruldu. Kuva-i Milliye birliklerinin olumsuz tutumları karşısında düzenli ordunun kurulması çalışmaları başlatıldı. Asker kaçaklarını önlemek ve merkezi otoriteyi sağlamak amacıyla İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu.

DOĞU CEPHESİ

Fransız İhtilali’nden sonra, Osmanlı Devleti üzerinde çıkarları olan Çarlık Rusyası’nın etkisiyle milliyetçilik, Ermeniler arasında yayılmaya başladı. Ermeni sorunu ilk defa uluslar arası alanda, 1878 Berlin Antlaşması’yla gündeme geldi. Rusya ve İngiltere, Ermeni sorununu kendi çıkarları için kullanmaya başladılar. I. Dünya Savaşı başladığında Rusya, Doğu Anadolu’yu işgale başlayınca, Ermenileri bölgede huzursuzluk çıkarmak için kullandı. Ermeniler bağımsız bir Ermenistan Devleti kurma hayaliyle Türklere saldırmaya ve katliamlara başladılar.

Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine uymayarak ordusunu terhis etmeyen Kazım Karabekir Paşa, TBMM tarafından Doğu Cephesi Komutanlığı’na atandı (15. Kolordu Komutanı). Bu cephede yapılan savaşlar, Kars, Sarıkamış ve Gümrü’nün Türklerin eline geçmesiyle sonuçlandı. Ermenilerle Gümrü Antlaşması yapıldı.

Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)

Ermeniler işgal ettikleri yerleri geri verdiler.

Doğu Anadolu’daki isteklerinden vazgeçtiler.

Ardahan ve Artvin dışında doğu sınırı çizildi.

Ermenistan Hükümeti, Sevr Antlaşması’nı tanımayacaktı.

Önemi

TBMM’nin uluslar arası alandaki ilk siyasi ve askeri başarısıdır.

Ermenistan, TBMM’yi tanıyan, Sevr’in geçersizliğini kabul eden ilk devlet olmuştur.

Sevr’in geçersizliğini gösteren ilk antlaşmadır.

Doğu cephesi kapatıldı, buradaki birlikler batı cephesine kaydırıldı.

TBMM’nin gücü ve otoritesi arttı.

NOT: Yeni Türk devletinin ilk askeri cephesi doğuda kurulmuştur.

Gürcistan’la İlişkiler: Gürcistan’la Batum Antlaşması imzalandı (23 Şubat 1921). Buna göre Batum, Artvin, Ardahan Türk devletine bırakıldı.

Ermenilere ve Gürcülere karşı kazanılan başarılar sonucu işgal bölgeleri boşaltılmış, doğu sınırımız belirlenmiştir.

GÜNEY CEPHESİ

Mondros’tan sonra İngilizler, Mersin, Osmaniye, Adana, Maraş, Urfa ve Antep’i işgal etti. Sonra Fransızlarla yaptığı bir antlaşma gereği bölgeyi Fransa’ya verdi. Fransızlar bölgede Ermenilerle işbirliği yaparak halka zulmediyorlardı. Haksız işgaller yöredeki Türkler tarafından protesto edildi. İlk Kuva-i Milliye birlikleri kurulmaya başlandı.

Sivas Kongresi’nden sonra cepheye gönderilen komutanlar halkı örgütledi. Şahin Bey önderliğinde Kuva-i Milliye birlikleri Fransızlara karşı mücadeleye başladılar.

Yöre halkı ve Kuva-i Milliye birlikleri Fransızları 11 Nisan 1920’de Urfa’dan kovdular. Fransızlar 12 Şubat 1920’de Maraş’tan çekildiler. Antep’ten ise 25 Aralık 1920’de çekildiler.

Fransızlarla kesin antlaşma Sakarya Zaferi’nden sonra imzalandı (Anlara Ant./20 Ekim 1921).

Güney Batı’da İtalyanlara karşı bir direniş olmadı ve cephe açılmadı. İtalyanlar Ege’yi Yunanlılara kaptırdıkları için İtilaf Devletleri’ne kızgındılar ve Kuva-i Milliye’yi destekliyorlardı.

NOT: İtalyanlar II. İnönü Savaşı’ndan sonra bölgeyi boşaltmaya başlamışlar, Sakarya Zaferi’nden sonra ise tamamen boşaltmışlardır.

NOT: Güney cephesinde düşmana karşı Kuva-i Milliye birlikleriyle karşı konulmuştur. Bu cephede düzenli ordu savaşmamıştır.

BATI CEPHESİ

Özellikleri

Yunanlılara karşı açılmıştır.

Düzenli orduların ilk cephesidir.

Kısa ve seri aralıklı savaşlar olmuştur.

Kurtuluş Savaşı’nda düşmanla en yoğun ve en kanlı çatışmaların olduğu cephedir.

Bu cephede kazanılan kesin zafer, Misak-ı Milli’nin tüm dünya devletleri tarafından kabul edilmesini sağladı.

Batı cephesinde İsmet Paşa komutanlığında düzenli ordu kuruldu.

Kurtuluş Savaşı’nın sonuçlanmasına neden oldu.

Yunanlıların tüm saldırı savaşlarının genel nedeni; TBMM’ye Sevr Barışı’nı kabul ettirmektir.

I. İnönü Savaşı (6–10 Ocak 1921)

Sebepleri

Yunanlıların Eskişehir’i ele geçirerek demiryolu ulaşımını denetim altına almak istemeleri

Ankara’ya kadar ilerleyerek TBMM’yi dağıtmak istemeleridir

Çerkez Ethem, TBMM’ye karşı isyan edince TBMM Hükümeti bir kısım kuvvetleri Çerkez Ethem üzerine gönderdi. Çerkez Ethem yenildi ve Yunanlılara sığındı. TBMM ordusu Yunanlılara karşı büyük bir savunma savaşı yaptı. Yunanlılar geri çekilmek zorunda kaldılar (10 Ocak 1921).

Önemi

Düzenli ordunun Batı cephesinde kazandığı ilk başarıdır.

TBMM Hükümeti’nin gücü ve otoritesi arttı.

Türk halkının milli mücadelenin kazanılacağına dair olan inancı arttı ve orduya katılım arttı.

Albay İsmet Bey’in rütbesi generalliğe yükseltildi.

İçeride ve dışarıda Türk ulusunun savaşı kazanacağı anlaşılmıştır.

İtilaf Devletleri arasındaki anlaşmazlık daha da derinleşti.

Fransa ve İtalya Türkiye’ye yanaştı. Bunun sonucunda Londra Konferansı toplandı.

I. İnönü Savaşı Sonrası Siyasi Gelişmeler

Londra Konferansı (23 Şubat 1921)


Konferansa; TBMM Hükümeti, İstanbul Hükümeti, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan katılmıştır.

Toplanma amacı; bazı değişiklikler yaparak Sevr’i TBMM’ye kabul ettirmekti.

Konferansa İstanbul Hükümeti adına katılan Tevfik Paşa, konuşma sırasını milletin gerçek temsilcisi olarak gördüğü TBMM temsilcisi Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey’e bıraktı. Bu tavrı ile İstanbul Hükümeti TBMM’yi tanımış oluyordu.

TBMM Anadolu’nun boşaltılmasını ve Misak-ı Milli’nin kabulünü isteyince konferans sonuç almadan dağıldı.

Yunanlılar taarruz çalışmalarını hızlandırdılar.

NOT: TBMM Hükümeti’nin toplantıya katılmaktaki amacı; Misak-ı Milli’yi tüm dünyaya duyurmak, Türkler hakkında çıkan “Türkler barış istemiyor, savaş yanlısı bir ulus” propagandalarına engel olmaktı.

NOT: Londra Konferansı’yla TBMM Hükümeti, İtilaf Devletlerince ilk kez hukuken tanınmış oldu.

NOT: İtilaf Devletleri konferansa hem TBMM’yi hem de Osmanlı Devleti’ni çağırmakla iki hükümet arasında ikilik yaratarak çıkar sağlamak istemiştir.

Türk-Afgan Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)

Türk Hükümeti ile Afganistan arasında Moskova’da imzalandı.

Bu antlaşmayla: Türkiye ile Afganistan birbirlerinin bağımsızlıklarını tanıdılar; Bir saldırı sırasında birbirlerine yardım edeceklerdi; Karşılıklı kültür ve eğitim alışverişi yapılacaktı.

NOT: Afganistan, TBMM’nin düşmana karşı ittifak kurduğu ilk devlettir.

İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)

Türkler bağımsız milli devletlerini kurunca, milletin bağımsızlık sevgisini ve isteğini dile getirecek bir marşın yazılması mecburi hale geldi. TBMM, 12 Mart 1921’de Mehmet Akif Ersoy’un şiirini İstiklal Marşı olarak kabul etti. Osman Zeki Üngör’ün bestelediği İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık azmini simgeleyen ve dile getiren, değişmez Milli Marşı oldu.

Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)

Bolşevik İhtilali’nden sonra Sovyet Rusya ile Avrupa’nın (İtilaf Devletlerinin) arası açılmıştı. Anadolu Avrupa Devletlerinin işgali altındaydı. Bu durum Sovyetler Birliği ile TBMM’nin birbirine yakınlaşmasını sağladı. İki devlet arasında Moskova Antlaşması yapıldı.

Sovyet Rusya, Misak-ı Milli’yi tanıdı.

Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasında yapılan antlaşmalar geçersiz sayılacaktı.

Sovyetler Birliği, kapitülasyonların geçersizliğini kabul edecekti.

İki devlet arasında ekonomik, mali ve kültürel antlaşmalar yapılması kabul edildi.

Taraflardan birinin kabul etmediği uluslar arası bir antlaşmayı diğeri de kabul etmeyecekti.

Sovyet Rusya, TBMM’nin Ermenistan ve Gürcistan ile yaptığı antlaşmaları, Batum’un Gürcistan’a iadesi koşulu ile kabul etti.

NOT: Moskova Antlaşması’yla Misak-ı Milli ilk defa bir Batılı devlet tarafından kabul edilmiş oldu.

NOT: Batum’un Gürcistan’a bırakılması Misak-ı Milli sınırlarından verilen ilk tavizdir.











II. İnönü Savaşı

Sebepleri:
Yunan kuvvetleri, İngilizlerin desteği ile I. İnönü Savaşı’nın etkisinden uzaklaşmak; Türk ordusunun saldırı gücüne erişmemesi; Sevr Antlaşması’na geçerlilik kazandırmak için Eskişehir ve Kütahya’yı alıp Ankara’ya yönelerek TBMM’yi dağıtmak.

Sonuçları

TBMM’ye güven arttı, düzenli ordunun gücü arttı, TBMM’nin otoritesi arttı.

İsmet Paşa’nın, kazandığı bu başarı ile rütbesi generalliğe yükseldi.

İtalya, işgal ettiği bölgeleri boşaltma kararı aldı.

İngilizler, Malta’ya sürgün edilen tutsakların bir kısmını serbest bıraktı.

Eskişehir-Kütahya Savaşları (10–24 Temmuz 1921)

Yunanlılar I. ve II. İnönü Savaşları’ndan sonra yeni bir saldırı için harekete geçtiler.

TBMM ise henüz seferberliğini ilan edememiş, silah, taşıt ve araçlarını tamamlayamamış, İnönü savaşlarının yorgunluğunu henüz üzerinden atamamıştı.

Ankara’yı hedef alan Yunanlılar: 13 Temmuz’da Afyon, 17 Temmuz’da Kütahya, 19 Temmuz’da Eskişehir’i işgal ettiler.

Türk ordusu imha olmaktan kurtulmak ve zaman kazanmak için, M. Kemal’in emriyle Sakarya’nın doğusuna çekildi.

Bu durum mecliste, yurtta üzüntü ve panik yarattı. İnönü Savaşları ile oluşan olumlu ortam dağıldı. İtalya işgal bölgelerini boşaltma kararını iptal etti. Ülke yeniden umutsuz ortama düştü.

Meclis’te M. Kemal’e muhalefet edenler bu olayla O’na saldırmaya ve Ankara’da olmasını eleştirmeye başladılar (M. Kemal’in cepheye gitmesi isteniyordu).

Meclis’in Kayseri’ye taşınması fikri gündeme geldi.

Bu şartlar içinde M. Kemal, 5 Ağustos 1921’de 3 ay süreyle başkomutan seçildi. TBMM’ye ait yasama, yürütme yetkileri ile İstiklal Mahkemeleri’ne ait yargı yetkisi de M. Kemal’e bağlandı (bu durum M. Kemal’in cumhurbaşkanı seçilmesine kadar devam etti).

M. Kemal 7–8 Ağustos 1921’de Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni çıkardı. Bu emirlerin uygulanması için İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

Tekâlif-i Milliye Emirleri (Ulusal Yükümlülükler Buyrukları)

Her ilçede birer Tekâlif-i Milliye komisyonu kurulacak.

Her ev, birer çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyonlara verecek.

Yurtta mevcut yiyecek maddelerinin yüzde kırkına, bedeli sonradan ödenmek koşuluyla el konulacak.

Tüccarın ve halkın elinde bulunan her türlü giyim eşyasının yüzde kırkına aynı biçimde el konulacak.

Ordunun yiyeceği ve giyeceği için gerekli olan bütün sahipsiz mallara el konulacak.

Halk elindeki taşıt aracılığıyla ayda bir kez yüz kilometrelik askeri ulaşım yapacak.

Halkta var olan bütün silah ve cephane üç gün içinde teslim edilecek.

Yurttaki demirci, dökümcü, marangoz gibi el sanatkârları ordunun emrinde kullanılacak.

Yurtta var olan bütün teknik araç ve gereçlerinde yüzde kırkına el konulacak.

Halkın elinde bulunan taşıt araçları ile binek hayvanın yüzde yirmisine el konulacak.

NOT: Tekâlif-i Milliye emirleri bir seferberlik ilanıdır. Topyekûn bir savaşın yapılacağını gösterir.

NOT: Tekâlif-i Milliye Emirleri ile ordunun ihtiyaçları karşılanmış, Yunan saldırılarına karşı ordu takviye edilmiştir.

Sakarya Meydan Savaşı (23 Ağustos–12 Eylül 1921)

Sebepleri:
Yunanlıların Türk ordusunu yok edip Ankara’yı ele geçirmek istemeleri

Sonuçları

Türk ordularının 1683 yılındaki II. Viyana yenilgisinden beri süregelen geri çekilişi sona erdi.

Türk ordusunun son savunma savaşı oldu.

Türk orduları saldırı gücüne ulaştı.

Yunan ordularının saldırı gücü kırıldı, savunma yapmak zorunda bırakıldı.

İtilaf Devletleri TBMM’ye ateşkes ve yeni barış önerileri sundu.

Fransa ve İtalya işgal bölgelerinden çekildi.

M. Kemal’e “mareşallik” rütbesi ve “gazilik” unvanı verildi.

Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, Fransa ile Ankara Antlaşması yapıldı.













Sakarya Meydan Savaşı’nı Takip Eden Siyasi Olaylar

Kars Antlaşması (13 Ekim 1921):


TBMM Hükümeti ile Sovyet Rusya’ya bağlı Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) arasında imzalandı. Antlaşmaya göre;
Doğu sınırımız kesin olarak çizildi.
Moskova Antlaşması Kafkas Cumhuriyetleri tarafından da benimsendi.
Ardahan Türkiye’ye bırakıldı.
Batum’un Gürcistan’da kalması kesinleşti (Misak-ı Milli’den ilk taviz).
NOT: 13 Ekim 1921’de Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile, 2 Ocak 1922’de Ukrayna ile dostluk antlaşmaları imzalandı.
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalandı (Fransa, Güneydoğu Anadolu’da Türk direnişiyle karşılaşmış, insan ve prestij kaybına uğramış, daha fazla zarar görmeden Anadolu’dan çekilmek istemiş, I. ve II. İnönü Savaşları’ndan sonra Türk Hükümeti’nin başarılı olacağını biliyordu, Sakarya Savaşı’yla bu görüşleri pekişmiş, Ankara ile ilk anlaşan olup bazı avantajlar elde etmek istemiş).
Bu antlaşma ile;
Türk-Fransız savaşı hukuki olarak sona erdirilmiş.
Fransa işgal ettiği topraklardan İskenderun ve Antakya (Hatay) hariç çekilecek.
Türkiye-Suriye sınırı Hatay dışında bugünkü durumunu almıştır.
İskenderun ve Antakya’da özel bir yönetim kurulacak. Bölgede yaşayan Türklere geniş haklar verilecek. Hatay’da Türkçe resmi dil olarak kalacak, Türk parası geçerli olacak.
Fransa Suriye’den çekilirse Hatay halkının kendi geleceğini kendisinin belirlemesi için halk oylamasına gidilmesine karar verildi.
Caber Kalesi Türk bayrağı altında Türkiye’nin mülkü sayılacak.
NOT: Günümüzde Suriye sınırları içindeki Caber Kalesi, Türk sınırları dışında Türk bayrağının dalgalandığı, Türk toprağı sayılan tek topraktır.
Önemi:
Hatay dışında Suriye sınırı çizildi.
İtilaf cephesi parçalandı, İngiltere yalnız kaldı.
Fransa TBMM Hükümetini ve Misak-ı Milli’yi tanıdı.
Güney cephesindeki birlikler Batı’ya kaydırıldı.
Hatay ve İskenderun özel bir statüye sahip olsa da (şimdilik kaydıyla) Misak-ı Milli’nin dışında kaldı.
NOT: Misak-ı Milli’yi ve yeni Türk devletini tanıyan ilk İtilaf Devleti Fransa’dır.

Büyük Taarruz Ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi (26–30 Ağustos 1922)

- Sakarya'da yenilen Yunanlılar, işgal ettikleri yerleri ellerinde tutabilmek için savunmaya geçtiler.
- TBMM son hazırlıklarını yapıp Yunanlıları Anadolu’dan atmanın girişimini yapmıştır. Halk orduya destek vermeye devam etmiş, İstiklal Mahkemeleri devreye sokulmuştur. Düşman henüz yurttan atılamadığı için M. Kemal’in başkomutanlık görevi uzatılmıştır.
- Saldırı planının amacı; düşman kuvvetlerini ani baskınla kuşatıp yok etmekti.
- Türk ordusu yaklaşık bir yıllık hazırlıktan sonra düşmanı Anadolu'dan söküp atmak için, 26 Ağustos 1922’de taarruza geçti. Devletin bütün imkânları ile donatılan Türk ordusu, Yunan kuvvetlerini kuşattı. 27 Ağustos’tan itibaren Türk ordusu üstünlüğü ele geçirdi, Yunan kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Aslıhanlar bölgesinde yapılan bu savaşa Dumlupınar Meydan Savaşı denilmiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde Yunan kuvvetlerinin tamamen yok edildiği ve Başkomutan M. Kemal’in doğrudan yönettiği savaşa Başkomutanlık Savaşı denilmiştir. Dumlupınar'da Yunan kuvvetleri yok edildi. Kesin zafer kazanıldı.
- Mustafa Kemal'in "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emriyle Yunanlılar takip edildi. Yunan Başkumandanı Trikopis esir alındı.
- Türk kuvvetleri 6 Eylül’de Balıkesir’e, 8 Eylül’de Manisa’ya, 9 Eylül 1922 de İzmir'e, 10 Eylül’de Bursa’ya, 17 Eylül’de Bandırma’ya girdi. 18 Eylül 1922 günü Batı Anadolu tamamen düşmandan temizlendi.
- Bu zafer, Anadolu'nun sonsuza kadar Türk vatanı kalacağını dünyaya ispat etti.
Büyük Taarruz’un Sonuçları
Milli mücadele başarıya ulaşmıştır.
Anadolu’da İtalyan ve Fransız işgalinden sonra Yunan işgali de sona ermiştir.
Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhası başarıyla tamamlanmış, silahlı çatışma dönemi sona ermiş, siyasi dönem başlamıştır.
Ege Bölgesi düşmen işgalinden temizlenmiştir.
İçte milli birlik ve bütünlük sağlanmıştır.
Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağı ispatlandı, Türk yurdunun parçalanamayacağı anlaşıldı.
Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması’na ortam hazırladı.
Türk ordusu Çanakkale ve İzmit civarında İngiliz kuvvetleri ile karşı karşıya gelmiştir.
Bağımsız Türk Devleti’nin kuruluşuna zemin hazırlayan bir zaferdir.
İtilaf Devletleri Türkiye’nin gücünü kabul etmiştir.


Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922):


Batı Anadolu'nun, Yunanlılardan temizlenmesinden sonra Türk kuvvetleri Boğazlar ve İstanbul'a yürüdü, İngiltere, Boğazlar ve İstanbul'u savunmak istediyse de, Fransa, İtalya'dan ve sömürgelerinden gerekli desteği göremedi. Sovyetler Birliği de Türkleri destekleyeceğini açıklayınca, ateşkes görüşmelerini kabul etmek zorunda kaldı.

Mudanya’da (Bursa) yapılan ateşkes görüşmelerine İngiltere, Fransa, İtalya ve TBMM katıldı. Yunanistan görüşmelere katılmadı. Konferansta TBMM Hükümeti’ni İsmet Paşa temsil etti.
Görüşmeler sonunda Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
Buna göre:
Türk-Yunan savaşı sona erecek, antlaşma 14–15 Ekim gecesinden itibaren sona erecek.
Doğu Trakya 15 gün içinde boşaltılacak, 30 gün içinde Türk yöneticilere devredilecek.
Doğu Trakya (Edirne dâhil), Meriç Irmağının sol sahiline kadar Yunan ordusu tarafından boşaltılacak ve TBMM Hükümetine teslim edilecek. Türkler barış imzalanana kadar Doğu Trakya'da sekiz bin jandarma bulunduracak.
Boğazlar ve İstanbul TBMM Hükümeti yönetimine bırakılacak ancak barış antlaşmaları imzalanıncaya kadar İtilaf Devletleri İstanbul’da kalacak.
Barış antlaşması imzalanıncaya kadar Türk silahlı kuvvetleri Çanakkale ve İzmit yarımadasında belirlenen çizgiyi geçemeyecek.
İtilâf Devletlerinin kuvvetleri, barış imzalanıncaya kadar İstanbul'da kalacak.
Barış antlaşması imzalanıncaya kadar Meriç’in sağ sahili ve Karaağaç İtilaf Devletleri’nin işgali altında kalacak.
Önemi:
Yeni Türk Devleti hukuken kabul edildi.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhası sona erdi.
Boğazlar, İstanbul ve Doğu Trakya, savaş yapılmadan kurtarıldı.
Mondros Ateşkes Antlaşması hükümsüz hale geldi.
İstanbul’un TBMM’ye bırakılması ile İtilaf Devletleri Osmanlı saltanatının hukuken sona erdiğini kabul etmiş oldu ( Resmen Saltanatın kalkması ile sona erecek)
Kurtuluş Savaşımızın savaş dönemini bitiren antlaşmadır.
Lozan Antlaşması’nın temelini oluşturdu.
İngiltere’de hükümet değişikliği oldu, savaş yanlısı Loyd Corc Hükümeti düştü.
NOT: Lozan Antlaşması ile Misak-ı Milli’nin Trakya sınırı çizildi, İngiltere TBMM’yi resmen tanımış oldu.
NOT: Halide Edip Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” adlı romanı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Ankara” adlı romanı, M. Kemal’in “Nutuk” eseri Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan önemli eserlerdir.


ÜNİTE IV ÇAĞDAŞ TÜRKİYE YOLUNDA ADIMLAR

İnkılâp:
Eski ve yıpranmış kurumların yerine yenisini ve daha modernini getirme hareketidir.

Atatürk İnkılâplarının Amaçları

Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkartmak

Modern Avrupa devletleri ile Türkiye’yi bütünleştirmek

Osmanlı Devleti’nden kalmış ve halkın ihtiyaçlarına cevap vermeyen kurumların yerine çağdaş kurumlar kurmak

Türkiye’de milli egemenlik ilkesini yerleştirmek

NOT: Atatürk inkılâpları Batı’yı örnek almış ancak taklitçi olmamıştır.
 
Üst